Britanyalı-Amerikalı gazeteci, yayıncı ve Zeteo’nun kurucusu Mehdi Hasan, dünya çapında insan haklarının ve kendi kaderini belirleme hareketlerinin güçlü savunucusu olarak ün kazandı. Al Jazeera’nın UpFront, Head to Head gibi programlarında ve daha sonra MSNBC’de keskin, tavizsiz röportaj üslubuyla tanınan Hasan, baskıcı rejimleri sürekli eleştirdi ve dışlanan grupları destekledi.
Filistin bağımsızlığına, Çin’deki Uygur Müslümanlarına ve Hong Kong, Tibet ve Tayvan’daki demokrasi yanlısı hareketlere açık desteği, ilericilerden büyük övgü ve muhafazakârlardan sık öfke kazandırdı. Ancak konu dünyanın en büyük devletsiz etnik gruplarından Kürtlere geldiğinde Hasan’ın söylemi belirgin biçimde temkinli, hatta eleştirel hâle gelir.
Irak’taki 2017 Kürt bağımsızlık referandumu çevresindeki röportajlarda zamanlamayı sorguladı, olası kan dökülmesine karşı uyardı ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde (KBY) yolsuzluk ve kayırmacılık gibi iç sorunları öne çıkardı. Görünürdeki bu tutarsızlık keskin bir soru doğurur: Hasan, başka yerlerde azınlık bağımsızlık hareketlerini güçlü biçimde savunurken Kürtlerin bağımsızlık girişimine neden böylesine kuşkucu görünüyor?
İlerici Savunucu: Filistin, Sincan ve Ötesi
Bu gerilimi anlamak için önce Hasan’ın daha geniş savunuculuk geçmişine bakmalıyız. Birleşik Krallık’ta Hint-Pakistanlı ebeveynlerden doğan Hasan, küresel meselelere ilerici, antiemperyalist bakışla yaklaşır.
Filistin konusunda Hasan nettir. İsrail’in Gazze’deki askerî eylemlerini tekrar tekrar “soykırım” diye niteleyip kınamış ve Filistinlilerin kendi kaderini belirlemesini güçlü biçimde savunmuştur. Hasan için dünya çapında yaklaşık 14 milyon Filistinli, Filistin Devleti’nde yaşayan yaklaşık 5 milyon kişi dâhil, işgale ve apartheida karşı savaşan yerli halktır. Londra’nın Wembley Arena salonundaki “Filistin İçin Birlikte” etkinliğinde konuşurken dinleyicileri “Gazze’deki felakete” tanıklık etmeye çağırıp ana akım medyanın sessizliğini kınadı.
Benzer biçimde Hasan, Çin’in Sincan bölgesindeki Uygur Müslümanlarının kararlı savunucusudur. Çin’in yaklaşık 12 milyon Uygura muamelesini açıkça “soykırım” diye adlandırmış; insan hakları gruplarının bir ila üç milyon kişinin tutulduğunu tahmin ettiği “yeniden eğitim kamplarındaki” kitlesel gözaltılara dikkat çekmiştir.
Hasan, Çin hükümetinin gayriresmî danışmanı Victor Gao’yla akılda kalan UpFront röportajında birçok konuda ısrarla soru yöneltti:
Hong Kong: Demokrasi yanlısı protestoların bastırılmasını sorgulayıp Pekin’in neden daha fazla özerkliğe izin vermeyi reddettiğini sordu.
Tibet: Gao’nun “Tibet her zaman Çin’in parçasıydı” iddiasıyla yüzleşerek tarihsel tartışmaları ve süregelen kültürel baskıyı öne çıkardı.
Tayvan: Çin’in saldırgan askerî tutumunu ve ilhak tehditlerini sorguladı.
Bu tutumlar Hasan’ı, özerklik arayan baskı altındaki grupların sarsılmaz destekçisi olarak gösterir; özellikle baskı uygulayanın Çin gibi Batılı olmayan otoriter güç veya İsrail gibi Batı destekli devlet olduğu durumlarda.
Kürt Meselesi: Tondaki Değişim
Ancak dikkat Kürtlere döndüğünde Hasan’ın tonu belirgin biçimde değişir.
Kürtler; Türkiye, Irak, Suriye ve İran’a yayılan dağlık bölgede yaşayan, sayıları 30 ile 45 milyon arasında olan, ağırlıklı olarak Sünni Müslüman etnik topluluktur.
Yaşadıkları ülkelerin asimilasyoncu politikalarına direnişe kök salan milliyetçi ve çoğu zaman laik hareketin yönlendirmesiyle uzun süredir bağımsızlık aramışlardır. Irak Kürdistanı’nda KBY, Körfez Savaşı’nın ardından ABD desteğiyle güçlü biçimde desteklenen, 1990’lardan beri yarı özerklik yaşamıştır. 2017’de KBY, seçmenlerin %92’den fazlasının devletleşme lehine oy verdiği bağımsızlık referandumu yaptı. Büyük demokratik uygulamaydı; ancak bağlayıcı değildi ve şiddetli uluslararası muhalefetle karşılaştı.
Hasan’ın bu önemli ana yaklaşımı derinden kuşkucuydu. 2016 tarihli “Kürt bağımsızlığı yeni bir Irak savaşına yol açabilir mi?” başlıklı UpFront bölümünde, KBY’nin ABD temsilcisi Beyan Sami Abdurrahman’la röportaj yaptı. Demokratik özlemlerini savunmak yerine Hasan şunları yaptı:
Zamanlamayı sorguladı: IŞİD hâlâ etkinken bağımsızlık için bastırmak tehlikeli dikkat dağılması mıydı?
Bölünme şiddetine karşı uyardı: Hindistan-Pakistan bölünmesinin kanlı tarihini hatırlatıp Kerkük gibi tartışmalı, petrol zengini topraklar konusunda Bağdat’tan şiddetli karşılık doğabileceği uyarısını yaptı.
Kürt liderliğini mercek altına aldı: Kürtlerin “toprak ele geçirmesine” ilişkin iddiaları sorguladı, Peşmerge kuvvetlerinin Arapları yerinden ettiği iddialarına atıf yaptı ve Barzani ailesinin KBY siyasetindeki hanedan hâkimiyetini öne çıkardı.
Referandumdan altı ay sonra Hasan, Abdurrahman’la yeniden röportaj yapıp açıkça sordu: “O oylamanın amacı neydi?” Referandumun ağır biçimde ters teptiğini, Bağdat’ın bütçeleri kesmesine, sınırları kapatmasına ve Kerkük’ü geri almak için askerî misilleme başlatmasına yol açtığını belirtti. Abdurrahman oylamayı halk iradesinin ifadesi olarak savunurken Hasan, düşman komşuların “toplu cezalandırması” karşısında pragmatizm gerektiği yanıtını verdi.
Jeopolitik Pragmatizm mi, Çifte Standart mı?
Jeopolitik risklere, iç yolsuzluğa ve kötü zamanlamaya odaklanan bu son derece eleştirel sorgulama, başka yerlerdeki savunuculuğuyla keskin karşıtlık içindedir. Neden tereddüt?
1. Bölgesel Parçalanma Tehdidi Hasan çoğu zaman bağlamı vurgular. Kürt örneğinde bağımsızlık, Orta Doğu’da bölgesel istikrarı doğrudan tehdit eder. IŞİD sonrası Irak’ın birliği inanılmaz kırılgandı; Türkiye, İran ve Suriye gibi komşu ülkeler, kendi Kürt azınlıklarında ayaklanma başlatmasından korkarak referanduma şiddetle karşı çıktı. Hasan, İsrail ve Çin’i baskıcı, sömürgeleştirici güçler olarak görürken Kürt bağımsızlığı, Kürtleri Müslüman çoğunluklu diğer devletlerle karşı karşıya getirip bölgeyi daha fazla parçalayabilir.
2. Antiemperyalizm ve Batı İttifakları Kürt hareketi, Hasan’ın standart jeopolitik dünya görüşüyle tekdüze biçimde aynı çizgide değildir. Rojava’daki Suriye Kürtleri güçlü laik-sol eğilim taşırken Irak’taki KBY daha muhafazakârdır; ayrıca kritik biçimde Amerika Birleşik Devletleri’yle yakın stratejik bağlar ve İsrail’le sessiz ilişkiler sürdürür. Dünya görüşü “yağmacı ABD dış politikasını” ve Batı müdahaleciliğini eleştirmeye derinden kök salmış yorumcu için KBY’nin Batı ittifakları, kayıtsız destek verme isteğini karmaşıklaştırabilir.
Değerlendirme: İdealizm ve Gerçeklik
Hasan’ı doğrudan “Kürt karşıtı” diye tanımlamak yanlış olurdu. 2014 tarihli Huffington Post yazısında, Kürt atasözünü aktararak ilericileri IŞİD’e karşı Kürt savaşçıları silahlandırmaya çağırdı: “Özgürlük verilmez, alınır.” Rojava’daki “demokratik deneyleri” için Suriye Kürtlerini övdü ve Kürt sivil haklarını bastırdığı için Türkiye’den Recep Tayyip Erdoğan’ı sert biçimde eleştirdi. 2024’te, devleti olmayan ama hak eden gruplar hakkındaki bir paylaşımında Kürtleri açıkça saydı.
Sonuçta Hasan’ın Kürt bağımsızlığına yaklaşımı düşmanlığa değil, jeopolitik pragmatizmin son derece seçici uygulanmasına dayanır. Etkin biçimde karşı çıktığı güçlere meydan okuduğunda kendi kaderini belirlemeyi savunur; ancak daha geniş bölgesel kargaşa riski taşıdığında veya Batı dış politika çıkarlarıyla fazla yakınlaştığında desteğini sınırlar.
Karmaşık jeopolitik dünyasında Hasan’ın söylemi, ahlaki idealizmle sert gerçeklik arasındaki rahatsız edici gerilimi gösterir. Kürtler için devlet hayali sürer; ancak Hasan’ın yaklaşımının düşündürdüğü gibi uluslararası toplumun desteği çoğu zaman koşullarla gelir.
